Anayasa Mahkemesi’nin 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 187. maddesinin iptal kararı, kadın ve erkek arasında soyadı kullanımında eşitliği sağlamayı amaçlamaktadır. 28.04.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan bu karar, kadının evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra da kullanabilmesine olanak tanır. Bu önemli adım, cinsiyet eşitliği ve bireysel haklar açısından büyük bir ilerleme olarak görülmektedir. Kararın yürürlüğe giriş tarihi olan 28/01/2024’ten itibaren, TBMM’nin konuyla ilgili yasal düzenlemeleri yapması beklenmektedir. İstanbul 8. Aile Mahkemesi’nin başvurusu üzerine verilen bu karar, kadın hakları konusunda atılmış önemli bir adımdır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 187. Maddesinin birinci ve ikinci cümlesinde yer alan hükümler 2022/155 E., 2023/38 K. Sayılı Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş, 28.04.2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. İptal kararının yürürlük tarihi için belirlenen 9 aylık süre, 28/01/2024 tarihinde sona ermiştir. Dolayısı ile 28/01/2024 itibariyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararı yürürlüğe girmiştir. TBMM tarafından bu hususta gerekli yasal düzenlemelerin yapılması beklenmektedir.
Söz konusu iptal kararı, İstanbul 8. Aile Mahkemesi’nin başvurusu üzerine yapılan değerlendirme neticesinde verilmiştir. TC Anayasa Mahkemesi 28/04/2023 tarihli ve ND 15/23 sayılı “Kadının Kocasının Soyadını Almasını Öngören Kuralın İptali” konulu basın duyurusunda “Kadının evlenmeden önceki soyadını evlendikten sonra da kullanmasına izin verilmemesinin hak ihlaline yol açtığı ileri sürülmek suretiyle AİHM ve Anayasa Mahkemesine birçok bireysel başvuru yapılmıştır. Bu kapsamda AİHM kadının evlenmeden önceki soyadını tek başına kullanmasına izin verilmemesinin Sözleşme’nin 8. maddesi bağlamında 14. maddesini ihlal ettiğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi ise uluslararası sözleşmelerin erkek ve kadının evlilik sonrasında soyadları bakımından eşit haklara sahip olmasını öngören hükümleri ile evli kadının kocasının soyadını kullanması zorunluluğunu öngören iç hukuk düzenlemelerinin aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrası uyarınca uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınmasının gerektiğini, bu itibarla başvurucular hakkında 4721 sayılı Kanun’un 187. maddesinin uygulanmasının kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığını ve ihlale yol açtığını belirtmiştir. Öte yandan kadının soyadına ilişkin davalarda önemli bir içtihat geliştiren Yargıtay da Anayasa Mahkemesi gibi kadının evlenmeden önceki soyadının kullanmasına izin verilmemesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta Anayasa’nın 90. maddesinin beşinci fıkrası gereğince uluslararası sözleşme hükümlerinin uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Diğer yandan kadının erkekle eşit haklardan yararlanmasının öncelikle hukukun asli kaynağı olan kanunla güvence altına alınması ve bu güvenceyi hayata geçirebilecek idari uygulamaların geliştirilmesinin gerektiği, bu bağlamdaki yargısal içtihatların tek başına yeterli güvenceyi sağladığının kabul edilemeyeceği açıktır.


Benzer durumda olanlara farklı muamele yapılmasının nesnel ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığının veya farklı muamele öngörülebilmesinin hangi dereceye kadar mümkün olacağının değerlendirilmesinde kamu otoritelerinin belirli ölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Cinsiyet temelli farklı muamele söz konusu olduğunda ise kamu makamlarının takdir yetkisi daralmaktadır. Ayrıca anayasa koyucunun eşitlik ilkesinin eşler arasındaki görünümüne verdiği önem gözetildiğinde eşler arasında cinsiyet temelli farklı muamele bağlamında kanun koyucunun son derece sınırlı bir takdir yetkisinin bulunduğu da açıktır.
Nüfus kayıtlarındaki karışıklığın önlenmesi ve soy bağının sağlıklı bir şekilde tespit edilmesinde kamu yararı bulunmaktadır. Ancak söz konusu kamu yararının sağlanmasının yegâne yolunun kadının evlendikten sonra kendi soyadını eşinin soyadının önünde kullanması olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nedenle nüfus kayıtlarının düzeni sağlama amacı, kuralla öngörülen farklı muamelenin makul nedeni olarak kabul edilemez. Ayrıca kadının evlendikten sonra kocasının soyadını almasının ailenin ortak bir soyadına sahip olmasını mümkün kılan tek seçenek olmadığı açıktır. Bu bağlamda eşlere içlerinden birinin soyadını veya bunun dışında bir adı ortak soyadı olarak belirleme imkânının tanınması ya da ortak soyadının eşlerin evlenmeden önceki soyadlarının birleşimden oluşacağının öngörülmesi de mümkündür. Kaldı ki ortak soyadının aile bağlarını korumanın zorunlu unsuru olduğunun, bu manada eşlerin ortak soyadı taşımamaları hâlinde aile bağlarının hiçbir şekilde korunamayacağının söylenmesi de zordur. Buna göre aile bağlarının korunup güçlendirilmesi amacının da kuralla öngörülen farklı muamelenin makul nedeni olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu değerlendirmeler ışığında, evlenmeden önceki soyadının evlendikten sonra da tek başına kullanılması bağlamında kadın ve erkek arasında kuralla öngörülen farklı muamelenin eşitlik ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.


Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. “ denilmiştir.
Yüksek mahkeme kadın ve erkek arasında farklı muamelenin eşitlik ilkesini ihlal ettiği kanaatiyle 4721 sayılı Kanun’un 187. maddesinin birinci cümlesinin iptaline karar verilmiş, 2.cümlesinin de uygulanabilme imkanı ortadan kalkmıştır.
İptal edilen TMK 187. MADDESİ ŞÖYLEDİR:
“Madde 187- Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.”

İlgili Makaleler